8. henry.

sanırım hastanede zamanımı nasıl dolduracağımı buldum. bugün nintendomu istedim annemden. mario’yu en baştan oynayacağım. türkiye’ye gelirken, belki sıkılır oynarım diye yanımda getirmiştim. gerçekten çok sıkılacağım bir yerdeyim şimdi. iyi uyuyamadım. üzümlü kek rüyama girdikçe uyandırmaya çalıştım kendimi. yoğun bakıma girmeden önce bloke etmişti beni. kırmak için yapmadım diyordu rüyamda. ama ben çok kırıldım! diye bağırdım….

benim için değerlisiniz.

kafamın içi bomboş. birkaç gündür nerede olduğumu kendime açıklayamıyorum. en son hatırladığım iyi nefes alamadığım. kendime geldiğimde ağustos ayı bitmişti. bitsin zaten. lanet olası ay, bitsin ve asla geri gelmesin. güçsüzüm ama yoğun bakımda uyutmak için verilen anestezi yüzünden muhtemelen. daha çok sarhoş gibiyim. kanımdaki oksijen doygunluğum düşünce solunum cihazına bağlanmak zorunda kaldım ama hatırlamıyorum…

akşam yıldızının ışığı sönüyor.

müthiş göğüs ağrıları ile uyandım. aslında uyanacak durumum yoktu ama ağrısına dayanamadım. doktorumun beni görmesini ve ağrılarımı dindirip daha rahat uyumamı sağlayacak bir şeyler vermesini bekliyorum şu an. üzümlü kekim sabaha kadar ağladı. beni bırakma diyip yalvarıyordu. uyanır uyanmaz, eğer bana bir şey olursa diye tüm 3.05 mesajlarını mail olarak attım. üzülme diye de instagram…

lanet olsun.

hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlermiş. neye uğradığımı şaşırmış bir haldeyim. sabah covid testimin pozitif çıkmasından sonra çok umutsuz değildim ama akşam tomografi sonuçlarında ciğerlerimde de sorun çıkınca, bir offff dedim içimden. ne olacak şimdi? gerçekten hiç bilmiyorum… annemin yanındayken hep güvendeyim gibi gelmişti oysa. annem okb’nin allahıdır, virüs, bu eve asla ulaşamaz demiştim kendi…