kalem adası.

bugünlerde, kafamı nereye koysam uyuyorum ama birkaç gün sonra, hergün dinlenme şansım olacağı için, az da olsa bir şeyler yapmaya çalışıyorum, eşim ve ailesi gidene kadar. onlardan biri de bugün kalem adasıydı. hakkında çok şey duymuştum bu adanın. hepsi de özel şeylerdi. başka yerleri bilemem ama foça’dan gelen biri olarak yorumlayayım. denizinin hiçbir ekstra özelliği…

oyuncak ayı çocuk kalpli.

bugünlerde böyleyim. aynı bu ayı gibi yatağımda uzanıyorum. keşke yazacak daha çok şeyim olsa. şu gözlerimdeki de şeritler de netflix dizileri. mutlaka gün içerisinde, bir aktivite yapıyorum ama mutlaka günün bir kısmında dinlenmem gerekiyor. yoksa iyi bitmeyecek benim için. bugün doğa yürüyüşüne çıktık. foça’nın yüksek yerlerine, arbayla çıkıp, yürüdük. doğanın ve foça’nın yukarıdan görüşünün tadını…

sükut-u hayal.

foça yanıyor şu an. akşam denizine gireceğim. pervanenin altında, iki saat, öyle uykusu uyumak, öyle iyi geliyor ki bünyeme. sanırım geceleri ve gündüz vakitleri, sıcaktan iyi uyuyamıyorum. gece de lucifer tabii. ilk defa bir diziyi böyle izliyorum, soluksuz, diğer bölümü merak eden ama uykusu gelmesi yüzünden, kapatmak zorunda kalan. uykuya huzur içinde yatıyorum, çünkü gittiğim…

çok fethiye annecim.

üzümlü kek, beni kırdıktan sonra, bir daha yazmamaya karar vermiştim ama burası benim de sevdiğim bir yer, kaç yıllık emeğim var burada, kaç yıllık inanmışlığım, kırılmayışım, her defasında affetmenin bir yolunu buluşum, beraber dev bir krallık kuruşumuz var. dünyaya ait olmayan bir şeye sahibiz ama ben dünyada da sahip olmak istiyorum. ailem ve eşimle geçirdiğim,…

keşke, baldan, şekerden olsaydı tüm dünya.

yüksek dağlar, üzerindeki çıplak kayaları sever mi ki? ben dağ, sen kaya olsan birbirimizi önemser miydik? ama öyle bile olsak, biraz yağmur yağsa üzerimize, biraz çim yeşerse her şey ne kadar değişirdi. ne güzel yeşil olurduk seninle. üzerimizde de renk renk çiçekler açardı. arılar da konardı bize, bal olduğumuz için. hiç de zorlanmazdık. dünyadaki her…

dönme dolapları hiç düşündün mü?

dönme dolapları hiç düşündüm mü üzümlü kek? seni bir yerden alir, ayni yere birakirlar. iste böyle oldu hikayemiz. dönüp dolaşıp, yanında indim. gerçek bir dönme dolap, böyle olmalı. çocuk kalpli küçükken, annem beni dönme dolaba yanlız bindirdiğinde çok korkardım. bir tur dönüp, duracağım sanırdım. durmazlardı. ağlaya ağlaya inerdim aşağıya. sonra birgün dönme dolabın, hayatım olduğunu…

boyoz.

her sabah, boyoz almaya giderken komik durumlar yaşıyoruz. evin köpeklerinden biri, bizimle gelmek istiyor. normalde tek kişi gidecekken, 3 kişi biniyoruz tricycle’a. sağa sola havlayıp duruyor, birgün havladığı köpekler, bize çok kötü saldıracak. foça, bugün aşırı sıcak. tüm gün klimanın altında lucifer izliyorum. pazar günleri, çok kalabalık oluyor tüm koylar. o yüzden gitmeyi tercih etmiyoruz….

güzel yüzünü özledim.

insanlar bazen birbirini özler, ya dünyadaki en sevdiğinden ayrı kalanlar, onlar nasıl özler? onların gözyaşlarını, sevdiklerinden başka, kim durdurabilir? çocuk kalpli biz insanlar, özleriz. yanımızda veya elimizde ne yoksa o an, onu özleriz. en çok da kaybedince özleriz. üzümlü kek ölmedi ama ölmüş gibi hayatımdan gitti. tıpkı bir eşi kaybetmek, ondan sonra yaşayamamak gibi. en…

hani bana, yaz, şort, tişört üzümlü kek?

az önce kartpostalını gönderdirdim üzümlü aşkımın ama aynı zamanda çok da kızgınım ona. ne zaman bir şeylere karar versek, bir bakıyorum beni ekmiş. mutlaka 1 gün de olsa görüşecektik, şimdi ise suskun, tek kelime söylemiyor görüşebileceğimiz ile ilgili. yine kandırdı beni. nasıl kırıldığımı anlatamam. dün, tüm gün boyunca da yalvardım bir de. kaleme saklandım gidip,…

delta.

kabimde sen varsın, bana hiçbir şey olmaz ki. çocuk kalpli üzümlü kek, geri döndüğünden beri, bana, hiçbir şey olmayacak gibi hissediyorum. son virüsü kaptığımda, artık ölüme yattığımı düşünmüştüm, hiçbir şey beni kurtaramaz gibiydi ama o, ufak bir teması ile ayağa kaldırdı beni. gene de üst üste gelen felaketler, bizim için büyük tehdit. dünya ve biz…

do not disturb.

şu an “do not disturb” modundayım, çünkü hiçbir şekilde yatağımdan çıkıp, başka şeylerle uğraşmamalıyım. 1 haftalık, yoğun aktiviteden sonra, bir de soğuk rafting suyunda 5-6 saat geçirince, akciğerim isyan bayrağını çekti. bronşit’e dönüştürdü sıkıntıyı. sabah akşam iğne oluyor, başka ilaçlar kullanıyorum, bir de, kardeşimin evinde oksijen yardımı alıyorum ama o sırada da canuumun doğum günü…

god’s plan.

her yolculuğun, bir şarkısı olur. bizim içinse drake’nin, şu 1 milyon dolara, klip çektiği, god’s plan adlı şarkıydı. iki gün içerisinde, ankara havasından bunalıp, artık, kendi araçlarımızla, aktivite noktalarına ulaştık. gittiğimiz yerlerde de ankara havası çaldı ya, neyse biz bu şarkıyla, çoştuk, eğlendik. me before üzümlü kek: she say, “do you love me?” i tell…

üzümlü yolculuk.

ne haftaydı ama, ne haftaydı. en son, çocukken, bu kadar kudurduğumu hatırlıyorum. zaten, dün gece de, eve küçük bir çocuk olarak girdim. annem “bu çocuk gene hasta olmuş, iyi girdin mi soğuk sulara, ciğerlerini iyi ıslattın mı, bak ateşi de var, allah cezanı vermesin senin çocuk kere” diye azarlıyordu beni. çocuk kalpli demiyor, direk çocuk….

doğa kampı.

uzun parkur rafting, kayak, su kaydırağı ve zipline’dan sonra, programı tamamladım. bugün de başka şeyler vardı aslında ama üzümlü kek yine izin vermedi, beni krallığımızda hasta bulunca. bir akşam önce barışmıştık zaten ama dün, tüm gün rafting’te olduğum için, hem 3.05 mesajını giremedim hem de blog yazamadım. dalaman çayında, hayatımın en tehlikeli, en sert rafting’ini…

seabob.

bu hikayenin, heyecanı kaçtı diye düşünenlerdenseniz, bilin ki, asıl heyecan şimdi başlıyor. dün gece, bunu, iliklerime kadar hissettirdi üzümlü kek. iki kale de, benim kalbimden yapıldı, kalbimi kırınca, seni kendi kaleme atacağımı söyledim, tahmin et ne yaptın diye, döve döve attı beni oraya. öyle korktum ki, soramadım bile ne yaptığımı ama o açıkladı. seni 1…

scuba doo.

ilk 2 mutlu günün ardından, bugün, tam bir hayal kırıklığı oldu. bugün, dalış yapacaktık. scuba doo ve diving olmak üzere, 15 dakikalık 2 aktiviteydi ama bu yarım saat için, 11 saat, güneşin altında, hiçbir şey yapamadan bekleyeceğimizden haberimiz yoktu. düşük bütçeli bir program, sadece kaldığım otelin fiyatı, programa ödediğim fiyata denk geliyor ama ne olursa…

haydi kampa!

daha, ilk iki günden, bu kadar eğleneceğimi ve insanlarla kaynaşacağımı, inanın ummazdım. yıllarca, ben de, bu tür oluşumlar içerisinde yer aldım, avrupa komisyonu sayesinde ama buz kırıcılar ilk günden işe yaramazlardı hiç. ancak 3. veya 4. günde çözülürdü herkes. en azından ben çözülmezdim, bir de aklım başka yerlerdeyken, bu hiç kolay değildi… çok geldim fethiye’ye…

bebeğim, sen böyle her şeye kızacak mısın?

çok, çocuk kalpli bir yer çıktı seyir otel. sanırım bu yüzden, çocuk kalpli olanlara, çok iyi davranıyorlar. bu zamanda böyle insancıklar bulmak zor, insanın üzümlü kek’i bile, yeri geldiğinde dövüyor. yeri gelmediğinde de dövüyor. mutlu rüyamız bitti. süper dayak yedim yine üzümlü kek’ten. kendinde değilim demişsin, şimdi kendine geldin mi diye, oradan oraya attı beni….

seyir village – fethiye.

günlerden cumartesi olması, muğla’nın nüfusunu arttırıyor. bir de buna ortaca’daki yangın eklenince, kendimi, uzun bir otobüs yolculuğu sonrası, 2 saat de geç kalmış şekilde fethiye’de buldum. neyse ki, ilk aktivite için zaten gönüllü değildim. kovid sonrası, çok gücüm olmadığı için. bazı aktivitelere uzaktan el sallamak zorundayım. atv vardı bugün. kaçtı ama zaten gücüm yoktu. ama…

izmir – fethiye.

evet. izmir – fethiye 10.30 seferinin 31 numaralı yolcusu yola çıktı. az önce servise bindim. çok heyecanlıyım. servis olayı biraz değişmiş. yazıhaneleri kaldırmışlar. kebapçının önünden felan alıyorlar. sabah sabah yedim tepeme güneşi. oraya kadar kardeşim bıraktı. hatta tam önüne. çift yönlü bir yolun ortasından da tramway geçiyordu. sen şimdi tramway’ın altında kalırsın diye, beni tam…

herz und mund.

zonguldak yolculuğum bitti. büyük bir heyecanla fethiye’ye gidiyorum. çok kısa sürdü. umarım tatilim bitmeden yeniden gelme şansım olur. gerçekten yeşiline doyamadım. farklı bir yeşil karadeniz’deki. dağlar ve tepelerden uzanan, her dem yeşil olan bir yeşil. zonguldak’ı bir il olarak değil, büyük bir kasaba olarak görürseniz, büyük keyif alırsınız. güzel bir yer olur. https://vimeo.com/manage/videos/566974482 ne yazık…

al işte!

yeniden kötüyüm bugün. azıcık bir şey yesem, vücudumdaki su ile birlikte dışarı çıkıyor. arada da kanlı oluyor bu iş. kolonoskopi yaptırmamız lazım ama tamamen virüsün vücudumdan temizlenmesi lazım. 1 aydan önce kimse kabul etmiyor. hiç iyi durumda değilim ama moralim de öyle iyi ki, takmıyorum hiç. yakın zamanda geçecektir. antikorum kimseyi etkilemeyecek kadar düşmüştü ama…

hometown.

üzümlü kekin de dilediği gibi! allah belamı verdi bugün. yine ishalim var ve yataktan çıkamıyorum. buraya gelince bir şeyler yapmalıyım, böyle olmamalı. umarım yarın iyi olurum. bol bol lucifer izlediğim, kitap okuduğum, müzik dinleyip, manzaranın tadını çıkardığım keyifli yolculuk oldu. arkadaki 3’lü koltuk benim olduğu için hiç de yorulmadım aslında ama nasıl bir virüsse artık,…

çılgın köpekbalığı.

kuzeye yolculuk başladı. yola, erken çıkmamıza rağmen, her yere giriyoruz ve zaman kaybediyoruz. annemin bir felsefesi vardır. “almak şart değil” der ama her girdiği yerden bir şey alır. onunla dolaşırken de sıkılır ben de bir şeyler alırım. israf haramına gireriz. bugün yeğenime bu tişörtü aldım: ona çılgın köpekbalığı diye sesleniyorum. köpekbalığına benzeyen bir tulumu var,…

lucifer morningstar.

sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen, attım kendimi dışarı bugün. tüm gün lucifer izliyordum. biraz ara verme zamanı gelmişti. beynim lucifer oldu. sessiz sakin bir yer foça. sahildeki plaj da öyle çok dolu olmuyor. henüz giremedim ama zaten imkansızdı, hastalıktan, çift battaniye yatıyordum. harika bir dizi lucifer. lucifer morningstar karakteri, ise hem komik, hem de hiç…

happy father’s day.

10 gün. tam 10 gün sürdü bu sefer. gerçekten aşı sayesinde daha rahat atlattım. aşıya hala çok kızgınım ama ciğerlerimin şu an böyle bir şeyi kaldırması mümkün değildi. 2. hastalığımdan çok büyük izler kalmıştı. hala 3. kez kaptığıma inanamıyorum. bu sefer koku ve tad kaybı ile de gelmedi. anlayamadım başka. yolculuktan sonraki birkaç gün içerisinde,…

mekanın sahibi.

daha iyi. sadece ateşim ve öksürüğüm var bugün. sesimde de iyileşme. yine yırttım sanırım ama çok da güvenmek istemiyorum, geçen sene de birkaç gün düzelmiş, sonra daha beter olmuştum. bu uçak işi, beni hasta ediyor. oradaki virüs yükünü kaldıramıyorum. 3 kere aynı şey oldu. şikago – istanbul seferinden sonra hastalandım. türk hava yollarını arayıp, mutlaka…

london victory run.

abartısız 1 haftadır yorgan döşek yatıyorum. sanırım 1 hafta daha yatacağım ama sonrasında kampa atacağım kendimi. bu yaz tatiline geldiğimde, bu yaz için bir amacım vardı: eski hayatıma geri dönebilmek ve epileptik nöbetleri tamamen geride bırakabilmek. şu an 26’sındaki kamp için heyecanlanıyorum. tabii bizimkiler, negatife dönmeden ve iyileşmeden beni oraya asla yollamayacaklar ama ben kendimle…