neden?

zaman, su gibi akıp gidiyor. noel zamanı kapısını bir türlü aralayamadım. yarın son iş günüm sayılır, hatta o bile belli değil, hafif soğuk algınlığına yakalandığımdan dolayı. bu sabah kreşe zor girdim. kreşe başladığımdan beri, ateşimi düşürmek için sürekli tylenol alıyordum. bu sabah, işe yaramadı. 100F’ın altında olmanız gerekiyor. benim 99.3’tü ve supervisor’ımın gözünden de burnumun sürekli aktığı kaçmadı. okuldan girmeden önce, teste yollandım. covid olduğumu o da sanmıyor ama prosedür böyle. ona, hafif bir hastalık bile geçirsem, covid semptomların beni uzun vadede çok zorladığından bahsettim. neyse ki testten sonra geri döndüm okula. öğlen diğer işe geçerken, ateşim de düşmüştü.

kreş, ne kadar temizlenirse temizlensin, mikrop yuvası. çocuklar, her türlü virüsü getiriyorlar. diğer işimde de kapalı alan aktivitelerine geçtik. bu kış gerçekten zor geçecek benim için. burnumu silmekten, içi dışı şimdiden yara oldu.

biraz da moral bozukluğundan düştü, bağışıklık sistemim. haftasonu, hayatımda hiç zorlanmadığım kadar zorlandım. beni üzmeyen tek yakınım kalmadı. tüm hıncımı da eşimin babasından aldım. pazar günü, bu yıl da canlı ağaç keselim noel için, bir dahaki sene, iki eve de çok özel bir şey alırız diye, geldi. bir şeyleri tamir etmekten bunalıp, yeni bir ev aldılar. yakında taşınıyorlar. birazcık kemer sıkmak zorundalar çünkü, kendi evlerini satana kadar, kredi ödemeleri gerekecek. bizim de birkaç ay tutumlu olmamızı istiyorlar. artifical ağaçların, iyi olanları, 500 dolardan başlıyor.

kendi paramı kendim kazanmasam, hiç sorun etmeyeceğim ama kendim kazandığım için, gerçekten çılgına döndüm. hevesim, ilk günden kursağımda bırakıldı. canlı ağaç kesmek de, ne olursa olsun yanlış geliyor. ayrıca 1 aydan fazla, sağlıklı kullanılmıyor.

benim için sakinleştirici ile bitti pazar. şimdi de geceleri yarım yarım alıyorum. ertesi gün, iş yerinde bir anlaşılırsa bu uyuşukluğum, direk kovulurum. büyük bir şok yaşadım. en çok da, annemle kavgam sırasında, çok üzüldüğüm an, neyse ki üzümlü kek var diyişimin ardından, üzümlü kek’ten gelen tekmeydi.

çok düşündüm. rüyalarımızda neden bu kadar güçsüzüm, neden oradan oraya fırlatılıyor, onun tek eli ile kaleye kapatılabiliyordum. cevap aslında, çok basitti. bu birbirimize olan sevgimizin, merhametimizin oranıydı. ne kadar fazlaysa ikisi, o kadar güçsüz oluyorsunuz. siz ayı ile, kuş tüyü yastık ile savaşmaya giderken, karşı taraf, taş doldurup geliyor.

nasıl olsa elimden kaçamıyor diyip, canını yaktıkça yakıyor…

iyi bir aileden gelmiş, onuru, gururu olan, gece gündüz, ihtiyacı olan insanlara yardım eden biri, onu en çok seven kişinin canını yakıyor.

bunları bildiğim halde yine kucağında uyanınca, intihar edip, tüm acılarımı dindirmeye, bu döngüden, kurtulmayı düşündüm. sonra verilen en sakinleştiricinin etkisi ile yatıştırıldım.

en çok da buna kırılıyorum. benim çıldıracağımı, bu hale geleceğimi bile bile. nasıl yapıyorsun tüm bunları? sonra nasıl olsa, uyuşturulacağım için mi bu kadar kolay yapmak?

bir süredir, kendim için ölesiye savaşıyorum. eski ben olmak istiyorum. işi, okulu, sporu olan, dışarıda zaman geçiren, o kişi olmak istiyorum yeniden.

ve en sevdiğim, sürekli yatağa gönderiyor beni…

neden?

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.