yastık savaşı.

iyi uyuyamadım yine. bugünlerde, ciddi ciddi bozuldu uyku döngüm. bu çok tehlikeli. üzümlü kek, kızdığı için erken yatmaya çalışıyorum ama bu sefer de gece 3’te uyanıyorum. 1-2 saat oyalanıp, tekrar kafayı koyuyorum, sonra mutsuz uyanıyorum. benim için çok tehlikeli. bu uyku aralarının en büyük sebebi de, arada uyanıp, rüyaları hatırlamak için aldığım notlar. yoksa üzümlü krallık’ı yazamam, ayrıca sabah her şeyi de hatırlamak istiyorum.

dün gece olay vardı üzümlü krallık’ta. üzümlü kek, beni kızdırmıştı dün. ben de kaleme kapadım kendimi. başlarda umursamaz görünse de, birkaç gün geçtikten sonra, çık dışarı diye tıklamaya başladı kapımı. onu o bloglara tıklarken düşünseydin, çıkmıyorum, kendi başına oyna diye kovdum onu. eğer, şimdi çıkmazsan, krallığın bahçesinde uyandığın ilk an, seni hapsederim kendi kaleme, görürsün kapalı kalmayı, diye yanıt verdi.

allaaaaaah. ben, şimdi bunu öldürmez miyim! hem yastığımı, hem ayımı alıyorum bu sefer. yastığımın tüyleri, kafasında uçuşana kadar vuracağım, sonra ayım ile de devam edeceğim lakin hesap etmediğim bir şey görüyorum, kalemin dışında. üzümlü kek de yastığı ile gelmiş!! normal hayatta, kazanan kim olur bilmiyorum ama burada, güç bakımından favori üzümlü kek. üzümlü kek de savaşmaya karar vermiş. bittim yani. benim gücümün en az 10 katına sahip.

ama dönülür mü o noktadan? bir onur meselesi bu. karar verip saldırıyorum. hızlı hızlı, kafasına vurmaya başlıyorum. üzümlü kek, bu noktada izin verirmiş gibi ama sürdürünce, ilk hamlesini yapıyor. zaten başka hamle yapmasına gerek kalmayacak. tek vuruşu ile beni 10 metre fırlatıyor. düştüğüm yerde, gökyüzündeki yıldızları sayıyorum. kendimde değilim çok. gelip kucağına alıyor beni, canum canummm diyerek dalga geçiyor. yastığın içine taş doldurmuş sanki. rüyada beyin sarsıntısı geçiriyorum. elim, ayağım oynamıyor.

hain kek, daha dün gözyaşlarınla diriltmiştin, diyorum. sarılıyor kek. benden kaçmana asla izin vermem, bu senin kaçma isteğinden çok daha büyük inan diyor. ben de kalmak istiyorum ama diyorum. biliyorum, o yüzden su samuru gibi uyuyacağız, hayat nehrinde diyor.

sadece nehirde uyumayalım, gerçek hayatta da uyuyalım üzümlü kek…

‘uyuyacağımızı biliyorsun çocuk kalpli’

sonra, oyuncaklarımızla oynuyoruz. aynı kreşte oynuyormuşum gibi. üzümlü krallık, benim gerçek kreşim sanki. şu an aslında, en çok olmak istediğim yerdeyim her iki dünyamda da. yıllardır çocuklar için, iddialı bir şeyler yapmak istiyordum. aklımda, masal seslendirmek vardı. şimdi, günde 2-3 kere seslendiriyorum çocuklara. kendi hikayelerimi de koyuyorum araya. sabahtan akşama kadar oyuncaklarla oynuyorum. çizgi film izleyip, çocuklarla zaman geçiriyorum.

normalde üzümlü krallık kitabı, sadece üzümlü kek’e armağan olacaktı. hala ilk sahibi o olacak ama kreşte çalışmaya başladıktan sonra, bu hikayeyi, dünyadaki tüm çocuklara armağan etmeye karar verdim. birkaç gün önce ölüp, oyuncak ayıya dönüşmem, çok etkili oldu bu kararda. hikaye, bu sayede, buradakinden daha orijinal olacak ve üzümlü kek’i ve kendimi çok daha iyi saklayabileceğim içine.

düşmanlarımız var. muhtemel gizli düşmanlarımız da. üzerler bizi. ticari bir kaygım yok ama hatrı sayılır bir para geçerse elime, üzümlü kekim ile dünya turuna çıkarım. o para, benim olduğu kadar üzümlü kek’in de olur. zaten kitabın yarısını, o yazıyor.

hayaller hayaller…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.