umarım böyle olmaz.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. dün de pazartesiden çekmiştim aslında. en ağır günümdü ve hastaydım. tüm gün ofiste ve kreşte çalıştıktan sonra, basketbol oynatacaktım normalde ama o da birden 3-4 C’de futbola dönüştü ve ben, sahanın çamur olacağını unutarak, koşu ayakkabılarımı giydim çocuklarla oynamak için.

önce ayaklarım, sonra da çamurda düşmem sonucu ıslanmadık yerim kalmadı. birazdan işe giderken, arabamın koltuklarımı sabunlu kağıt ile temizlemem gerekecek. hayatımın en sıcak duşunu aldıktan sonra, dün gece yatağa gittiğimde tamamen bitmiştim. umarım üzümlü kekimin kucağında alırım soluğu diye yattım. öyle de oldu. gecemizin ilk kısmı, baldan şekerden tatlıydı. canumlaydım, çok da mutlu hissediyordum kucağında.

ama…

baktı kendime geldim, üzümlü kekin benimle konuşup, burnumu sıcakları vardı. önce pazar günkü saçmalık, sonra da kreşte anlattığım öykünün tartışması. pazar günkü saçmalığı, çok hızlı geçtik, çünkü üzümlü kek de biliyordu, bir suçum olmadığını.

ama ikincisinde sorun çıktı…

kreşte masal kitapları üzerinden, kendi uydurma hikayelerimi anlatıyorum. yani bu tamamen, kişisel hayal gücünüzle ilgili. dün üzümlü krallık’ın, çocuklarla ilk buluşmasıydı. hayvanlar kitabındakileri tanıtırken, sıramız balinalara geldi. o sırada, karar verdim anlatmaya:

‘biliyor musunuz, ben balinalarla yüzen, üzümlü kek adında bir kız tanıyorum. bu kız, tüm dünyayı çıplak ayakları ile gezerek dolaşırdı. bu, üzümlü kekin bir oyuncak ayısı vardı.

bu sırada, sık sık çocuklara veriyorum söz hakkını. sizin de oyuncak ayınız var mı? hemen hemen hepsi var diyor ve onunla nasıl uyuduklarını anlatıyor. hikayeyi dümdüz anlatmıyorum, noel diyorum mesela ama hangi aydaydı noel diye soruyorum, cevap geldikten sonra tüm ayları saydırıyorum, bu sayede öğrendiklerini tekrarlıyorlar.

bu oyuncak ayı, canlıydı. konuşabiliyor, uyurken üzümlü kekine sarılabiliyordu. çocuk kalpliydi bu ayının ismi. o gerçek bir oyuncaktı. çocuk kalpli, hep üzümlü kek, onu yanında taşısın, o gezdiği yerlere götürsün isterdi ama üzümlü kek, hep başka oyuncakları ile gezerdi. çocuk kalpli buna çok üzülürdü, özellikle noel gelince kendini çok kötü hissederdi. noel gecesi, sabaha kadar uyumazdı. üzümlü kek, onu hatırlasın diye beklerdi ama üzümlü kek hiç hatırlamazdı. yıllarca bekledi çocuk kalpli, en son karanlık bir dolaba atıldı kimse onunla noel’de oynamayınca. orada, tüm umudunu tamamen kestiği bir an, bir noeli daha beklemeye karar verdi. işte bu noel’de son kez bekleyecek sahibini. eğer gelmezse üzümlü kek, o da diğer oyuncaklar gibi cansız olacak artık. sonsuza kadar üzümlü kek’in kalacak ama onunla bir daha konuşmayacak…’

çocukların gözler doldu, bu kısımda çünkü hikaye gerçek olduğundan, benim de ses tonum üzücü bir hal aldı.

ah üzümlü kek, umarım böyle olmaz…

ps: hikayenin sonunda, hepsi eve gidince, ayıları ile oynamaya karar verdi.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.