newest star.

3 gün boyunca, iki işte çalıştım. çocuklarla çalıştığımdan, altından kalkmam kolay oldu. daha çok yarım gün diğer işte yoruluyor, kreşte dinleniyorum sanki. herkes çocuk kalpli çalıştığım iş yerinde. öyle olmasalar, zaten orada 1 dakika kalamazlar. dün, hepsi hoşgeldin notları yazmıştı bunun içine. paylaşmayı çok isterdim, hepsinde ismim yazmasa.

asistanım. öğrenci olduğum için, öğrenci belgemle kuruma alındım. pozisyonum, sadece öğretmene yardımcı olmak. bir denge var, o dengenin melek tarafıyım. tek sınıfa girmiyorum. sınıf sınıf dolaşıyorum. öğretmenler azarlar, ağlatırken, ben gidip sarılıyorum, kucağıma alıyorum. görevim bu. yalnız belimin kırıldığını söylemem gerek. çok daha iyi fitness yapmam ve belimi güçlendirmem gerekecek. becca da, lazarus’u benim kreşe yazdıracak, ben oradayım diye. bir süredir sorun yaşıyor şu anki kreşiyle. lazarus da, kreşe bırakılırken deli gibi ağlıyor. 3 yaşında, çok daha gülen ve konuşan bir çocuktu. şimdi 4 yaşında, içine kapanık ve ağlıyor. çok sevindim benimle olacağına ama bir yandan da, diğer çocuklara izin vermeyecek kucak sırasında diye korkuyorum. bebekliğinden beri kucağımda lazarus. en sevdiği şey bana tırmanmak. beni teyzesi sanıyor hala.

kucak olayı çok önemli. birini susturamazsanız ağlarken, diğerleri de ağlamaya başlıyor. ilk yardım hizmeti gibi.

sağlığım ve ruh halim de iyi değildi. benim de gözlerim doldu bazı yerlerde. onlardan farklı değilim ki. supervisor’ım, beni yeterince gözlemlediğini, istersem diaper de değiştirebileceğimi söyledi. bu çok kötü oldu aslında ama gözümde büyüttüğüm gibi kötü bir yeri yok. çocukların tuvalet eğitimi var! 2 yaşındaki çocuğun, pantolonunu indiriyorum ve diaperin kenarlarını açıyorum. kendi eli ile çıkarıp, çöp kovasına atıyor. sonra da kollarından kaldırıp, klozete oturtuyorum. tişörtlerinden, hassas yerleri zaten iyi gözükmüyor, ben de gözümü kaçırabildiğim kadar kaçırıyorum. diaper’i tekrar takıp, kenarlarını bantlıyorum. 2 saatte bir diaper değişimi olduğundan ve aileleri de gelmeden önce temizledikleri için, çoğu bez temiz zaten. 4 çocuğun diaperini değiştirdim. bu arada 12 kişilik sınıflarda 3 öğretmen oluyoruz. bölüşüyoruz bu işlemi.

dün 4-5 yaşa girmiştim. kendilerinden uykuya dalıyorlardı. 2-3 yaş ise, sırtına hafifçe vurulup, saçının okşanmasını istiyor. 10 kere hafif, sırtına vurduktan sonra, çocuk ilginç bir şekilde uyku haline geçiyor. bu arada hepsi benim gibi uyuyor. kafa yastığa gömülü, kalça hafif yukarda. keşke bir tane de benim uyku pedim olsa, onlarla aynı anda yatsam. onlar uyurken, zaman geçmiyor.

bugün de gidecektim ama off aldım. yarınki kolonoskopi için hazırlık yapıyorum. dün gece geç saatlere kadar ishalim ve mide bulantım vardı. daha gerçek ilacı içmedim bile. masanın üstünde beni bekliyor!

uykularım da kaçıyor bugünlerde. tam da anaokulunda işe başlamışken, öyle can sıkıcı bir şey duydum ki. istanbul’dan bir haber aldım. öğrendim ki, birilerinin kötülüklerini saklaması için, vitrin süsü olmuşum.

üzümlü kek’e de ağlıyorum. hatta kendi kalemde bile ağlıyorum uyurken. o da kapımda, dışarı çık lütfen, iyi hissetmiyorsun sadece, daha noel gelmedi diye bağırıyor. cevap vermiyorum. zaten yarın kolonoskopi’ye girip, kucağımda uyanmayacak mısın çocuk kalpli, bize 1 gün daha kaybettirme, çok kötüyüm, diyor.

geçen sefer ayımı atmıştım kafasına. bu sefer yastığımı alıyorum, kafasında parçalamak için. kalemden çıkıp, defalarca kere vuruyorum yastıkla. elindeyim nasıl olsa, istediğin eziyeti çektirebilirsin, biraz daha karşı gelsem kalene kapatırsın, gerçek hayatta zaten 6 yıldır, kapısı kilitli, karanlık bir odadayım, burada yine sesin geliyor, orada o bile yok diyorum vururken.

ama duruyorum birkaç kere vurduktan sonra, çünkü vurmama izin veriyor üzümlü kek. normalde duvardan duvara fırlatırdı. o böyle yapınca, birkaç kere vurduktan sonra bırakıyorum.

çocuk kalpli, geleceği kimse bilemez, sen demiyor muydun gittiğim şey olasılıklar ve tüm olasılıklarda beraber oluyoruz diye. öldüklerimde de beraberiz diyorum, hasta olduktan sonra gelmeye çalışacaksın, bu ikimiz için de daha yıkıcı olacak. geleceği bilemezsin çocuk kalpli diyor. çok iyi görünüyor aslında diyorum, ben senden başka şeyler beklerken, sen önüme becca’yı koyduğunda, bana, hasta olmaktan başka bir şey kalmıyor.

ben, hayatındaki tüm kadınlardan bir parçayım ya da hepsinin toplamıyım diyor. anneni bile kıskanırım, becca kim oluyor ki, diyor. ikimizin de arkasını toplayan, harika bir insan diyorum. ayrıca bir din görevlisi! sen, benim önüme başka bir şey çıkarmıyorsun sanki, diye üzerime geliyor sonra. o çocuk benim, en başından beri umrumda değil ama görüyorum ki, ben onun umrumdayım ve sen de onun yanındasın, beni ağlatıyorsun, çok zor sanki, sadece arkadaşım o benim demek, değildik de sanki…

poponu illa görmek zorunda mı diyor.

bak hala! diye öfkeleniyorum.

sonra, keşke kimse görmese üzümlü kek, kaleme gidiyorum, kalbinde uyuyarak rahatlayayım, sinirlerim çok bozuk, gözüme gözükme benim diye ayrılıyorum.

yarın görüşürüz, diyor.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.