fıstık perşembesi.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çooook seviyorum üzümlü kekim. mutlu perşembe bayramımız kutlu olsun, her perşembe olduğu gibi bu perşembe de seni en çok bugün seviyorum. canum canuuum.

ziyafet ise, üzümlü krallığın sincap halkına veriliyor her zamanki gibi. kocaman bir kalp yaptım fıstıklardan arka bahçemize, içine de üzümlü kek doldurdum. onlar da fıstık perşembesi diye kutluyorlarmış bu günü. hepsine afiyet olsun.

inanılmaz günler geçiriyorum. bu sabah üniversiteden bir mail daha aldım. softball takımına başvurmuştum ama başvuru formu doldururken, bu işi, 20li yaşlardakiler kadar iyi yapamayacağım, gün gibi ortadaydı. tüm sahayı kaç saniyede turluyorsunuz sorusu vardı mesela. cevaplar 4.4 ve altıydı. benim 5 saniyeydi. belki de fazlası. daha hızlı çıkarsam, kasımı çekiyorum. bu arada ben soft pitch öğrendim. okul takımı fast pitch oynuyor. bu gerçek anlamda big challenge. topu yakalayıp, vurabilir miyim soru işareti. takımın koçu mail atmış. burada ne yazıldığı değil, bahara kadar antreman yedikten sonra, baharda kimin ne göstereceği önemlidir, eski bir sporcu olarak, çalışmadan hiçbir şey başarılamayacağını, tüm takımdan daha iyi biliyorsun, bu benim için yeterli, hemen check up için gün al, sonra belgelerinle gel, burs ve diğer imkanlar için şansın olabilir, yazmış.

dün akşam yemekte, eşime son başvurduğum işi de açtım size yazdıktan sonra. haftanın 3 günü, istediğin yerlerde çalışabilirsin ama 4 gün hiçbir şey yapmaman gerektiğini biliyorsun, ruhsal sağlığın ve okul açısından, ona göre ayarla, istediğin yerde çalış, dedi. bir olurunu mutlaka bulacağım. her ne kadar istediğim işe yerleşsem de, dün akşam gittiğim yerde de kalbim kaldı.

üzümlü kek de çok sevindi ama o da, beni sakın unutma bu yoğunluğu içinde diye burnumu da sıktı. seni unutmuyorum sevimli kek, sen de beni unutma, hayallerimiz hiç aklından çıkmasın, mutlaka başlamalıyız bir yerden, yakın gelecekte mutlaka dünyanın her hangi bir yerinde buluşmalıyız diye astım yine suratımı. bu konuşma sırasında birden ayrıldık krallıktan, bir yere götürdü beni üzümlü kek. lübnan’da olduğumuzu fark ettim bir anda. evet burada olmak istiyorum burası lübnan, dedim. tamam dedi üzümlü kek. bu arada, olduğumuz yer kesinlikle beyrut değildi. italya taşrasına benzeyen, fransızca tabelaların yazılı olduğu yemyeşil bir yerdi. avrupaydı sanki. tabelaları okuyabiliyordum. burası bir vadiydi. üzümlü kek ile bir gölün veya nehrin kıyısındaydık. suyun içinde ufak toprak tepecikler vardı. tepeciklerin birinin üstünde ise minicik bir klübe görüyordum. kulübenin iki yanında yeşillikler hatırlıyorum. normalde bu kadar detaylı kalmaz ama bu yer aklımda kaldı o minik evin hatırına.

acaba üzümlü kekten çaldığım bir fotoğrafında mı gördüm burayı diyecektim ama baktım bu sabah. bu yer yok. kulübe çok şirindi. böyle bir klübe hiç görmedim. orada çok mutluyduk kekimle. ne kadar mutlu olduğumu görünce, olacak diyordu üzümlü kek. olacak, söz veriyorum olacak.

iyi bakalım.

bugünden tek beklentim, gidip aracımı bakterilerine kadar temizletmek. yarın da o araçla, at üzerinde mızraklı dövüşlerin yapıldığı orta çağ festivaline gitmek. size de oradan harika videolar ve fotoğraflar çekmek!

tekrar mutlu perşembeler,

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.