dediği gibi yaşamak.

birkaç gün gülüp, devamında 20 gün ağlıyorum, 2 yıldan beri. acıdan acıya, koştuğum, inanılmaz bir döngü içindeyim sanki. önceki yıl da, hiç ummadığım bir hastalık ile karşılaştığım için kötüydü. dile kolay 3 yıl. düşününce şu an, hasta olmak aralarında en basiti geliyor. tabi her yaşanan, devamında hastalık demek. dün havalimanına kadar gidip, havalimanının kapısından “yapamayacağım” diyip, geri döndüm. önceki gün, çok sevdiğim bir arkadaşımın ölüm haberini almıştım. annem üzülmesin diye gidiyordum istanbul’a, vaftiz annemin evinde kalacaktım ama başaramadım. boğaziçi spor festivali, umrumda değildi artık. havalimanına geldiğimde, iyi nefes alamıyor, titreyerek ağlıyordum. kız kardeşim hastaneye götürecekti direkt ama buna, hem annem hem üzümlü kek çok kızacaktı. sonra, annem aradı, haberi duymuş, hemen taksiyle eve gel, evde hallederiz, dedi. dünden beri yatağında uyuyorum. o ufak ufak veriyor ilaçları. yani şu an imla hatasız yazıyorsam, kendimdeyimdir. sadece uyuşmuş bir haldeyim. yine sevilmeyen ilaçlar aldım ama, gayet kendimdeyim, daha sık ve az aldığım için.

rüyamda da üzümlü kek, kızmasın diye peşinden koşuşturuyordum. kafama fırlatıyordu tüm oyuncakları. hislerim yok oldu yine, eline ne geçiyorsa bana fırlatıyordu. biraz yanına yanaşsam, beni de fırlatacaktı.

ah üzümlü kek, çok kolay sanki yaşadığım…

neyse ki, sonunda krallığın bahçesinde oynamayı başardık. istanbul’a gitme diyordu kekim. gündüz de söylemişti, kötü bir anıyı göstermişti. yine böyle bir şey olursa demişti. ben ise, hayır vaftiz annemin evine gidiyorum ama üzümlü kek, sen o yazıyı ne zaman okudun, dedim. yayınladığında diye cevap verdi, söylemiştim seni hiç bırakmadığımı…

sonra korkular başladı. bloğu başkası da mı biliyordu. hayır dedi üzümlü kek, sen bloğunun kullanıcı ismiyle bana mesaj atmıştın.

kahretsin. olabilir böyle bir şey. çünkü, öyle çok bloke ediliyordum ki, ne yazacağımı bulamıyordum, kullanıcı adına.

ah üzümlü kek. bunu aslında sonra konuşuruz…

el attığı her yerde, kendini gösterebilmiş, hakkını verebilmiş, sanat gibi bir kadın öldü 2 gün önce ve onu ziyaret edeceğime verdiğim söz de ölmüş oldu böyle aniden gidince. en kötüsü ise, benim eğlendiğim saatlerde, toprak altına girişiydi. malum da olmuştu aslında. birden ondan bahsetmeye başlamış, kardeşime, ona da gelecek hafta bir gün gidelim, hangi gün olsun diye sormuştum.

çok geç artık…

aklımda, sadece son sözleri kaldı şimdi. haziran ayında, çok hastayken beni aramıştı. virüsten dolayı rahatsızdım, çok güçlü bir soğuk algınlığı geçiriyordum aman ne olacak, çık gez bir şeyin kalmaz demişti. yattaydı o gün. ailesinin yazlığında, sevdiği seferihisar koylarını geziyordu.

aslında daha o zaman ziyaret edecektim ama çok hastalanmıştım, tehlikeliydim onun için. devamında da eşim gelmişti. tam ağustos oldu, zamanı geldi. o öldü.

yine de teselli olmuyor. en iyisi dışarı çıkıp, dolaşmak, bir şey olmaz demek sanırım.

dediği gibi yaşamak…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.