kalbinin içinde, onunlaydım.

yazlardan umudu kestim sanırım. ilk uçuşla, ABD’ye mi dönsem diye düşünüyorum yarın. epileptik nöbet geçirmeden tamamlasam bir yazı. dünya yıkıldı, altında kaldım yine. bir an önce, okulumun orientation sürecine mi girsem. alt tarafı, bir bölümünün birkaç dersini, kurs olarak alıyorum ama bildiğin üniversiteye kayıt gibi tüm süreç. gerçi kurs tüm yıl sürüyor. bir üniversite öğrencisinin, sahip olduğu tüm olanaklardan da yararlanıyorum. belki de, türk üniversiteleri üzerinden tanımlamayı sonlandırmalıyım, abd eğitim sistemini. görülen o ki, hiçbir şeye benzemiyor.

hiçbir son bitiş değildir. çocuk kalpli biri içinse, sonlar zaten yoktur, yoktan anlamaz çocuk kalpliler.

sadece içine çekilmişti çocuk kalpli. dün gece, kendi kalesinde uyuyordu bu yüzden. çok geçmeden, üzümlü kek geldi yine kapıya. hiçbir şey demeden ağlıyordu. hemen koştu çocuk kalpli. yanına ulaştığında, asıl sen beni dışarıda bıraktın, bugün doğum günümdü, dedi üzülerek üzümlü kek.

gel hadi, kaleme gir madem, kalbinde beraber uyuyalım. huzur dolu içerisi. bugün hala senin doğum günün ve ben seni çok seviyorum.

giriyor üzümlü kek. sonra beraber uyuyoruz yıllarca. gerçek hayattaki üzümlü kek tarafından, ikimiz de yarıda bırakılmışız sanki. üzümlü kek, rüyadaki kendisini de kırmış gibiydi. paramparça yatıyordu yanımda, daha iyi hissetsin diye, sarıldım defalarca ama hala ağlıyordu. benim de gözlerim doluyordu sürekli. ne yapacağımızı bilmiyorduk artık.

tüm gece, kalbinin içinde, onunlaydım. hem yanında, hem içindeydim.

kimseler anlayamaz, dünyanın üzerindeki bu yaşanmışlıkları.

çocuk kalpli