çok fethiye annecim.

üzümlü kek, beni kırdıktan sonra, bir daha yazmamaya karar vermiştim ama burası benim de sevdiğim bir yer, kaç yıllık emeğim var burada, kaç yıllık inanmışlığım, kırılmayışım, her defasında affetmenin bir yolunu buluşum, beraber dev bir krallık kuruşumuz var. dünyaya ait olmayan bir şeye sahibiz ama ben dünyada da sahip olmak istiyorum.

ailem ve eşimle geçirdiğim, 4 günlük, kısa tatil, çok iyi geldi. yoksa odama kapanıp, günlerce ağlardım.

dalyan’dan başladık gezimize. nehir kaplumbağaları ve caretta caretta hastanesini ziyaret için ordaydık.

ve sonraki gün, tekneden atlayış günüydü. akvaryum koyunda, kendimizi yer çekimine bıraktık eşimle.

sonra ise parasailing vardı. ne zaman st. nicholas adasına gelsem, bunu, hep yapıyorum ama ilk defa gökyüzünden görüntüleme şansı buldum.

tabii ki seabob. bu alete doyamamıştım en son geldiğimde, bol bol yapma şansım oldu ölüdeniz, blue lagoon’da.

fethiye’ye gelip de, kelebekler vadisine uğramamak olur mu? değişik bir anımız olsun istedik. gökyüzünden, drone ile aldırdık görüntümüzü. tamam burası için çok klişe ama döndüğümüz yerde öyle olmayacak.

ve son günümüz, babadağ’a teleferikle geçti. bunca zaman, yamaç paraşütü yapmak için neden otobüs ile çıkmışız, anlaşılır gibi değil. 80 tl’deydi, iniş çıkış ücreti. arada oturup, bir şeyler yiyip, içebildiğiniz restoranlar da vardı. fiyatları biraz ortalamanın üzerindeydi ama o manzara da en azından bir kola içilmeli.

annem muğla’nın özel içkisi diye izin verdi ama zaten içinde hiç alkol yok gibiydi. daha çok çilek suyu gibi, ya da kapadokya’da yere indikten sonra alkolsüz bir şampanya açıyorlar ya onun gibiydi.

üzümlü kek’e kızdığım için, en sert içkiyi alacak, nöbet geçirmeyi bekleyecektim ama sonra buna gerek olmadığına karar verdim. o kartpostal geri döndüğünde, kim kurtarabilir ki beni nöbetten? sen onca güzel şey söyle, onca umut ver, hayaller kurdur, gerçeğim de ve kartpostalımı bile kabul etme.

kalemin kapısındaydı dün gece. ondan önceki akşam da aslında.

lütfen, kartı normal bir şekilde gönder diye ağlıyordu, evde kimse olmadığından alamadı işte. söz veriyorum, mutlaka görüşeceğiz ağustos’ta.ne olur bana son kez inan, diyordu.

bilmiyorum üzümlü kek, kalbinde uyuma fikri de güzel. kalbinde, huzur içinde uyuyorum. cennette gibiyim burada. sana daha önce gücüm kalmadığımı söylemiştim.

gücüm kalmadı, birak sonsuza kadar uyuyayım burada. bambaşka bir huzuru var buranın.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.