üzümlü yolculuk.

ne haftaydı ama, ne haftaydı. en son, çocukken, bu kadar kudurduğumu hatırlıyorum. zaten, dün gece de, eve küçük bir çocuk olarak girdim. annem “bu çocuk gene hasta olmuş, iyi girdin mi soğuk sulara, ciğerlerini iyi ıslattın mı, bak ateşi de var, allah cezanı vermesin senin çocuk kere” diye azarlıyordu beni.

çocuk kalpli demiyor, direk çocuk. gülüyorum ben sadece. bugün dinlenip, yarın ciğer tomografisi ve antikor testine gireceğim. ciğerlerimdeki camlı buzlar (ödemler) artmamışlardır umarım. dün geceden beri, ventolinsiz nefes alamıyorum. bir yere kadar arabayla, sonra da selçuk’tan trenle foça’ya geçmek, büyük hataydı. tren yolculuğu 3 saat sürdü ve içi tıklım tıklımdı. öksüresim var, iyi nefes alamıyorum ama saatlerce tuttum kendimi. hafif öksürüklerle geçiştirdim. kimse kötü hissetsin istemedim. çok kötü oldum. inince, ciğerlerim patlayana kadar öksürdüm. gece de parmağımda satürasyon aleti ve ventolin ile uyudum. annem defalarca gelip, kontrol etti.

üzümlü kek de benzerlerini söylüyor. çok merak ediyorum çocuk kalpli, seni bazı aktivitelerden çekmesem, daha neler olacaktı kim bilir, diyor, şu hale bak, kucağımda, hareketsiz yatıyorsun yine.

güzeldi ama meleğim….

kendi adıma, harika bir program oldu. istediğini almış biri olarak ayrıldım kamptan. (https://www.haydikampa.com)

ilk günümüz jeep safari ile başlamıştı. üstü açık kamyonetlerle, su savaşları yaparak, gizlikent şelalesine gitmiştik. hiç ıslanmamışım gibi, bir de orada ıslatılmıştım. biri, nasıl rafting yapılacağını gösterebilir mi, dendi. ben de, ortaya kimse çıkmayınca gönüllü oldum. bir kova şelale suyu döktü üzerime adi herif.

ikinci gün ise, yamaç paraşütü ve bungee jumping ile geçti. üzümlü kek, izin vermediği için bungee’ye gidemedim ama gidenler, hiç gerek yok, hayatım boyunca bir daha yapmam diye tanımladı.

3. günümüz ise tam bir fiyaskoydu. beni programda tek üzen gün bu oldu. 15 dakikalık scuba doo ve scuba diving için, 11 saat teknede beklemek, çok sinir bozucuydu. bizden sonra, diğer gruplar için düzeltildi ama biz verilen eğitimleri gün boyunca, tekneden izlemek zorunda kaldık. 15 dakikalık, scuba doo zevkim güzeldi. keşke daldığımız yerde, balık bulabilseydik. scuba diving için, bazı şeyleri hala aşmam gerek. psikoterapistimle konuşmalıyım.

dördüncü gün ise, su oyuncakları ile oynadık. extreme xl paketini alan, 5 kişiydik. biz seyir otelde kalıyorduk, o yüzden sunface oteldekiler ile kaynaşamadık. 5 kişi, birbirimize sahip çıktık. hepsi de çocuk ruhlu, harika insanlardı. bir an bile sıkılmadım yanlarında. sunface otel, biraz daha öğrenci yurdu gibiydi. gürültü ve eğlencenin hiç bitmediği bir yerdi ama bana kesinlikle uymazdı. sunface veya seyir otel diye ayrım yapmadım aslında, ben daha çok oyuncak kullanmak için extreme xl paketini seçtim. iyi ki de öyle yapmışım, yoksa kampı tamamlayamazmışım. öğle ve akşam yemeklerine, sunface’e gidiyorduk. yapabileceğim bir yer değildi kalabalık ve gürültüden. tabii, başkaları için değişir. zevk, bütçe ve zaman meselesi. haydikampa’nın daha kısa ve uygun programları da tercih edilebilir. benim için çok karlı bir tatil oldu. tüm programa 4500 TL vermiştim ama sadece 7 gün seyir otelde kalsam, 4200 TL çıkıyor cebimden. ailem için rezervasyon yaptırdım. günlüğünün 600 TL olduğunu söylediler. ek olarak 1 gün de doğa kampında, bungalov evlerde kaldık. tüm öğünler, yemek de vardı ve yemeklerin hiçbir öğünü kötü değildi.

bunun üzerine de en az 4000 TL değerinde aktivite yaptık. yani bunu nasıl başardılar, ben de bilemiyorum. helal olsun. tabii ki, ekstralar oldu ama hala sorun değildi.

5. gün, üzümlü kek, tekne gezimi iptal etti ama bir hafta sonra, fethiye’ye, tekrar geleceğimden ve koylarda gezeceğimden, çok sorun etmedim.

6. gün, seyir otelden ayrılıp, dalaman çayının hemen yanındaki narlı köyüne gittik. orada doğa kampında kaldık. en tehlikeli parkurlardan birinde, saatlerce rafting ve kayak yaptık. çok eğlenceliydi.

günün sonrası ise, su kaydırağı, zipline ve ip köprülerde yürüme aktiviteleri vardı. su kaydırağı, havaya 2-3 metre fırlattıktan sonra, 3-4 metre de havada uçuruyordu. keşke videosu olsa bu anın.

ve üzümlü kek, son günü de iptal etti. bunlara ufak ufak bozuldum, beni kalesine kapattığı için de küstüm ama o her zamanki gibi o, çok haklı bir üzümlü kekti. özellikle, tekne turuna çıksam o gün, şu an halimi düşünemiyorum ben de. turkuazları çok seviyorum ama….

turkuazlara, değişir miyim ki seni? denizlersiz yaşarım ama üzümlü kek olmadan, hayatta kalabilir miyim ki?

çocuk kalpli

harika bir üzümlü yolculuktu ama hiçbir yerini üzümlü kekime değişmezdim.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.