happy father’s day.

10 gün. tam 10 gün sürdü bu sefer. gerçekten aşı sayesinde daha rahat atlattım. aşıya hala çok kızgınım ama ciğerlerimin şu an böyle bir şeyi kaldırması mümkün değildi. 2. hastalığımdan çok büyük izler kalmıştı. hala 3. kez kaptığıma inanamıyorum. bu sefer koku ve tad kaybı ile de gelmedi. anlayamadım başka. yolculuktan sonraki birkaç gün içerisinde, soğuk algınlığı olarak başladı. sadece boğazlarım ağrıyordu ama öyle uzun bir yolculuk sonrası çok normaldi. 5 gün içinde tamamen yatağa düşürdü. özellikle geceleri nefes alamıyordum. kardeşimin doktor olması sayesinde, eve solunum cihazı geldi. birkaç gün kullanmak zorunda kaldım. bir anne, babayı için çıldırtacak şeyler bunlar. gene üzülmüş oldular.

ABD’deki protokolün peşinden gittim. insanlara oksijen satürasyonu aleti verip, düşünce gelin yatıralım diyorlar. satürasyon 1-2 gün anormali iniş çıkışlar yaptı. yani şunu diyebiliriz; evet aşı koruyor.

kardeşim koşu işinden vazgeç, yüzemeyebilirsin bile bu yaz, bol bol yürü, diyor. dedim sakın kamp işi için yorum yapma, seni öldürürüm. bizimkiler de tekne turu sanıyor genelde. deniz oyuncakları ile oynanıyor biliyorlar oysa ki bungee jumping, yamaç paraşütü gibi detaylar da var. epileptik sıkıntım var evet ama yükseklik korkum yok. no tingling. bu tür şeyleri seviyorum sadece.

insanlarla da tanışma şansım olacak. yollarda olma fikri de artık heyecan veriyor. gerçekten üzüm üzüme baka baka kararırmış! üzümlü kek oldum çıktım.

lakin öncesinde zonguldak’a gidiyoruz yarın. dayım büyük bir kaza geçirmiş. durumu kritikmiş. annem gitmek zorunda. beni de bırakamıyor. sen de geleceksin, dedi. kamp öncesi böyle bir yorgunluk istemiyorum ama bugünlerde dediğinden de çıkamıyorum. kampa gidebilmek için her istediğini yaptırıyor. sabah kahvaltısında yumurta, nar reçeli, haşlanmış patates gibi şeyler yediriyor ağlatarak. yani buradan soruyorum, bu 3’ü aynı anda mideye girebilir mi? gün içinde de sınırsız meyve. anne çok fazla ama diyorum, seni biraz kötü görürsem, yollamayacağım diye tehdit ediyor.

zonguldak’a gitmek çok kötü değil. heyecan verici. 2 yıldır gitmedim. babaannemin ve battal beyin mezarına da dokunmak istiyorum.

üzümlü kekim de çok sevindi iyi olmama. üzümlü krallığın bahçesinde oynadık tüm gece. sıkıştırmıyorum onu artık. gerçekten gelecek yıla kadar, beklemeye razı olabileceğim bir şey duydum ondan ama yazıldığı kadar kolay olmuyor da bu işler. yaz sonuna kadar dönmezse, tamamen içime çekilirim artık diye korkuyorum. sonbahar benim için çok sert geçiyor. ağlamadığım, gözlerimin dolmadığı gün olmuyor. konuşmamız gereken de şeyler var. rüyada bir sürü şey konuşuyoruz ama bunların ne kadarı gerçek hala bilmiyorum. sadece kızınca, allah belanı versin çocuk kalpli yazısına tıkladığını biliyorum.

ve hep kızıyor.

o çok kızan bir üzümlü kek.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.