two castles.

üzümlü krallık’ta sadece 2 kale olsun, biri mantığın diğeri de kalbin olsun. tahmin et ben hangisinde uyuyorum? hiçbir yere gitmedim, sadece çok yoruldum. artık, kalbinde huzur içinde uyumak istiyorum.

gerçek hayatta dönmedikçe, ne olur, bir daha uyandırma beni…

çocuk kalpli

yatağa erken girmeme rağmen bir türlü uykuya dalamadım. uyku ilacı yokken, eziyet bu tür geceler ama bana, ne yapacağım konusunda, uzun uzun düşünme imkanı sağladı bu uykusuzluk. bir gerçek vardı ki, ne kadar kızarsam kızayım, elinden de kaçamayacaktım, ona da kıyamayacaktım, tek bakışı yeterli olacaktı her şeyi unutmak için.

ya bu sefer kaçmazsam diye düşündüm? ne yapardı üzümlü kek?

en son kartpostalla ilgili kafamda hep bir soru işareti vardı. çünkü üzümlü kekin kalesi, istediğim huzuru verememişti bana. orası kalbinden çok, aklı ile inşa ettiği bir yer gibiydi. bazen orada cezalandırıyordu da beni. ona küsünce kendi kalemi yapmıştım. hala üzümlü krallığa bağlıydım ama kızdığımda gideceğim bir yerim oluyordu bu yeni kale.

işte bu kale, üzümlü kekin kalbi olsun. orada huzur içinde uyuyayım artık geceleri. sabah uyandığımda, orada uyumanın huzuru bulsun beni.

yani, ondan kaçmayacaktım, yorulunca, gidip kalbinde uyumaya başlayacaktım.

üzümlü kek de şaşırdı bu isteğe. hiç beklemiyordu. işler ilk defa planladığı gibi gitmemişti. gözleri doldu. gidip sarıldım. gücüm kalmadı üzümlü kek, bırak dinleneyim, yoksa sonbaharı göremeyeceğim, beni sürekli kandırıyorsun, ne olur düşün 2,5 yıldır olanları, ne olursa olsun hep peşinden geldim, hep bana verdiğin umudun arkasında koşuyordum ama sonsuza kadar koşamaz bir insan ve senden tüm bunların gerçek olduğuna dair, hiçbir işaret gelmedi, 6 yıldır her yerden blokeyim, hatta her geçen gün daha da bloke ettin, tek bir şey söylemedin gittiğinden beri, tek dakikanı harcamadın benim için, mutluluğunda gözüm yok, insanlarla güzel vakit geçirmen, yüzünün gülmesi ancak sevindirir beni ama tüm arkadaşlarını görüyorken, benim, tek bir noel mesajı bile alamamam, kabul değil. sana hapse girdiğimi yazmışken, tek kelime etmemen, merak etmemen kabul değil. sırrın olduğunu söylüyorsun ama bu hiç kabul değil. çünkü öyle büyük şeyler eksik ki hayatımızda, sırrın sanki umrunda bile olmamam, dedim.

bu da tüm boşlukları doldurur…

yanılıyorsun, dedi ağlayarak.

onun bana yaptığı gibi kafasından öpüp, tartışmayı sonlandırdım ve kaleme gittim. kendimce, hayatımı kurtarmak, tüm yaz ağlamamak gibi haklı sebeplerim var. aileme söz verdim, yazlıkta mutlu olacağıma dair. yine sürekli ağlar, nöbet geçirirsem onlara da yazık olacak. kadın deli gibi heyecanlı, yerinde duramıyor çocuğum geliyor diye. böyle bir yazın sonu da ölüm olur benim için. kurtaramam kendimi.

özetle, bir yere gitmiş değilim, sadece beni gerçek hayatta uyandırması gerek artık.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.