some things never change.

önce hafif bir rüzgar, ardından fırtına sabahı sonrası, ilk defa farklı bir şey yapıp, yatakta, yastığa gözyaşı akıtmak yerine, kendimi çiftliklere attım. artık mutlu olmak istiyorum. gerçekten başka şeyler yapmak, onlarla meşgul olmak istiyorum. 2,5 yıldır bir odanın içinde, gece gündüz üzümlü kek’i düşünüyorum. bıktım artık böyle yaşamaktan.

ilk fotoğraftaki ahıra, daha önce gitmiştim kışın. yeşillikler arasında çok daha güzel görünüyormuş. burada düğünler yapılıyor, ahır olmakla alakası yok aslında ama doğallığını da korumayı başarıyor. geçen geldiğimizde köpek vardı, bu sefer bir kedi de buldum. köpeği sevince kıskandı, o da yanıma geldi.

bu alttaki ahır ise 100 yıllık.

bu da 200.

her girdiğim ahırın sahipleri ile konuşuyorum. çünkü abd’de başkasının özel arazisine izinsiz giremezsiniz. bu da bir suç. bu ahırda, yanıma birbirinin tıpkısı, 2 kız kardeş geldi. hollandalı ve irlandalılarmış. bu kombinasyonu suratlarında görebiliyordunuz.

bunlar da keçileri…

kafamı biraz da olsa toplamamı sağladı bu doğal güzellikler. karışık duygular içindeyim. her şeyin çaresi var ama yorulmanın gerçekten yok noktasındayım. gün içinde yazmıştım, kiminle ne yaptığının hiçbir önemi yok lakin bana da zaman ayırdığı sürece! çok doldum artık. 1 yıldan beri öyle çok şey oldu ki. artık yazasım gelmiyor teker teker ne olduğunu. ona olan inancım üzerinden, vurulmaktan çok yoruldum. yoğun bakımlık etmişsin beni, oradan bir şekilde çıkmışım. aylarca gece gündüz, yüzün gözün yaralandı diye ağlamışım. noel gelmiş ve sen beni hatırlamak yerine, hayatındaki tüm insanlarla harika zaman geçirmişsin. ben de gözyaşları içinde mesajını beklemişim. gelmemiş, kötü hissediyor diye avutmuşum kendimi.

her şey kabul, noel değil.

hadi bunu da unutayım. kartpostalını istedi, attım. sonra bloke etti. ben kaza yapıp geceyi hapiste geçirdim. o günle ilgili yazmak istediğim bir şey daha var. 2 kere etti. ayrı günlerde. gene terk etmedim ve istediği mektubu yazdım. sıradan bir mektup mu o? o mektubun karşılığında yazın geleceğine söz verdi, dün akşam eğer dönmezse, benim gideceğimi tartışıyoruz. hala suçlu benim.

öleyim mi üzümlü kek? ardından bir yaz daha mı gece gündüz ağlayayım, nöbet geçireyim? bu mudur gerçekten? sen bana böyle bir hayatı mı reva görüyorsun?

ben mutlu olmak istiyorum!

hakkımı helal edeceğim, ben hala istemiyorum ne bu dünyada ne ötekisinde kötü olmasını. onu kızgınlıkla söyledim. son kartpostalını da göndereceğim ama doğum günümden sonra göndereceğim. o benimkini kutlamayacak ama ben onunkini hala göndereceğim.

intikamım bu olsun. kalbini kıracaksam, böyle kırayım.

gelirse kapım sonuna kadar açık ama sanmıyorum, inanmıyorum artık.

rüyalara da inanmıyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.