bad things.

horseshoes’a beraber gidelim o zaman.

çocuk kalpli

küslüğüm birkaç saat bile sürmedi. çünkü bir yerde kapalı kalmak çok kötü bir şey değil benim için. o da biliyor bunu. huzur doluyorum bir süre sonra ama içimde kalacak bugün gidemediğim yerler. üzümlü kek, dünya turunda bu parklara girememişti kapalı olduğundan dolayı. umarım ABD’ye geldiğinde beraber gideriz. önce alaska hayali var tabi ya da kutuplar. bu yaz imkansız ama gelecek yaz olabilir bu iş. çok konuştuk bunu üzümlü kek ile.

yalnız evde tek başına kalınca, kötü şeyler geldi hep aklıma. 1 hafta sonra duruşmam var. avukatım katılmak zorunda olmadığımı söyledi. heyecanlı olacağını söylüyor. ambien’in schudule one’a dahil olması tüm işi bozdu, eğer duruşmada anlaşamazsak mahkemeye de gidebiliriz çünkü hem şahitlerimiz, hem kanıtlarımız hem de dava ile ilgili eksik yazılan bilgiler var. juriye anlatabileceğimiz ve onları ikna edebileceğimiz, medikal bahanelerimiz var. yargıç ve savcı direk kanuna göre yapıştırabilir cezayı. bunu kabul etmeyebiliriz.

gitti bu yaz yani. sanırım bu yıl kışın geliyorum türkiye’ye. daha hiçbir şey belli değil ama içimden bir ses bu yaz gidebilmenin çok zor olduğunu söylüyor. aldığım psikoterapileri hatırlayarak rahatlamaya çalışıyorum. şu saatten sonra üzülmem hiçbir şeyi değiştirmeyecek. olan oldu. bazen kötü bir şey olur ama zamanla onun bile ne kadar iyi bir şey olduğunun farkına varırsınız. bu da öyle olacaktır. benim hayatımda örneği çok bunun.

uyku ilaçlarıyla da bağımı tamamen koparmam gerekiyordu, çünkü epilepsi nöbetlerimin hepsinin nedeni o ilaçların geri çekilmesi. büyük tedavimden sonra asla kullanmayacaktım ben. üzümlü kek libya’ya yerleşmeseydi, asla ihtiyacım olmayacaktı onlara yeniden ama ne yazık ki, o gittikten sonra anksiyetelerim azdı. aklımı yitirdim. gittikçe kötüleştim. sürekli sakinleştirici olmaya başladım o dönem. ilk nöbet, aralık 2017’de vurdu beni. öncesinde iş dolayısıyla estonya’ya gitmiştim. stres oldum orada. sonra türkiye’ye dönünce birkaç gün yatmam gerekti. bir grup insana, bazı eğitimler veriyorduk. ben, bu tür yerlerde asla ünvanlarımdan bahsetmem, çünkü bunu duyar duymaz katılımcılardan bazıları kıskanır ve gıcık olur. o günlerde ise, çok daha iyi bir terfi almıştım. beraber çalıştığımız arkadaşım, geçmiş başarılarımdan da bahsederek bunu alkışlatmak istedi. benden yaşça büyük bir kadın vardı. aynı odada ama farklı bölmelerde kalıyorduk. bana hiç nedensiz gıcık olmuştu. alkıştan kısa bir süre sonra gelip, ben senin bir amerikanla evli olduğuna, maddi durumuna ve başarılarına inanmıyorum, sen ruh hastasısın, dolabında bir sürü ilaç var, dedi.

böyle insanlar var ne yazık ki. ilk önce şok oldum. sonra, böyle bir selama verecek karşılığım olmadığını, seviyemin çok altında bir konuşma olduğunu, istediğini düşünebileceğini ve yanımdan uzaklaşmasını söyledim.

kadın bana yaklaştı ve beni itti. bana dokundu yani. (beni bu evrende daha çok strese sokan bir şey yok!) o an ona vurabilirdim. onu öldürebilirdim hatta. sonra bunu üniversitede yaptığımı, devamında çok üzücü bir ceza aldığımı hatırladım. bir de başka ülkedeydim üstelik. tüm yurtdışı seyahatlerimi etkilerdi bu hareket.

o yüzden, başa gelen her kötü şey, çok da kötü değil sanırım…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.