hoşçakal üzümlü kekim.

bu sabah uyandığımda, ilk işim, boynumdan, üzümlü kekin adının baş harfi olan kolyeyi çıkarmak oldu. sonra bilgisayarımdan fotoğraflarını kaldırdım. sincabımın da ismini değiştirdim.

ben, bir şeyleri unutmaya çalıştıkça, üzümlü kek, o unuttuğum, onu affettiğim şeyler üzerinden vuruyordu bana son zamanlarda. buna dayanabildiğimce dayanmaya çalıştım. çünkü hayallerimiz vardı, bana inancını hep kaybetme, demişti, seni seviyorum demişti. kucağına da alışmıştım, yüzüme gülmesine alışmıştım. bu yüzden dayanmaya çalıştım. psikolojik şiddet gördüm ama aldırmadım. hatta yeri geldi, bana fiziksel olarak vurduğu da oldu.

2019 noelinde, ona gönderdiğim hediyem geri döndü. dünyada, noel hediyesi geri dönen ilk insan olarak tarihe geçtim. akıl hastanesinde birkaç gün kaldım sonrasında ama bu bile nasıl olduysa, zaman içinde “noeli benden başkalarıyla kutluyorsuna” dönüştü. hediyelerimden biri olan kartpostal için sadece 3 ay çalışmıştım. gerçeğinde kimseyle bir şey kutlamaya vaktim bile olmamıştı.

öyle söz verdiğim için, çok daha güzel bir dünya kurdum. öncesinden de daha çok sevdim onu. başka kartpostallar yazdım haftalarca. içi ile ayrı, dışı ile ayrı uğraştım. hayallerimi yazdım. en son kartpostal dahil hiçbirine yanıt gelmedi. hatta sonuncuyu da noel’deki gibi bloke etti. üstelik kendi çağırmıştı. hazır değildim, dedi.

intihar ettim. hem de edebileceğim en sefil halde. 22 yaşındaki bir çocuğu öperek virüs almaya çalıştım. aseksüel olduğumu hiç yazmıyorum.

bir şekilde inandım buna. sonra lübnan’a gittiğini öğrendim. sevdiğime bir şey olacak korkusu ile kapısına gittim. yalvardım bu sefer. hatta o kadar yalvardım ki, en azından bari profilini aç oradan takip edeyim iyi olup olmadığını, dedim. yine bloke etti.

sonra yine inandırdı kendine. bir şekilde yine inandım ona. dünyamızı yeniden kurmaya başladım. birkaç gün sonra talihsiz lübnan patlamasına uğradı. 1 hafta gece gündüz ağladım, ona ulaşmaya çalıştım ama üzümlü kek’in, kendine ilk geldiğinde yaptığı şey, yine beni bloke etmek oldu. başkalarına teşekkür etti, beni de bloke. rüyamda ise şöyle haykırıyordu:

“patlamadan önce terketmiştin beni”

çocuktan virüs kapmadım ama uçakla türkiye’ye gelirken virüs aldım. bu patlama olayı sırasında da umursamadığımdan durumum ciddileşti. hastaneye yattım. hastanede de her gün daha kötü oluyordum. öyle bir yere geldi ki, artık üzümlü kek’e teselli vermem gerekiyor diye düşündüm. benden sonra, kendini suçladığı bir hayatı olmasın istedim. yazdığım tüm 3.05 mesajlarını ona gönderdim ve teselli ettim. beni bloke etti. daha da kötüleşip yoğun bakıma alındım. oradan nasıl çıktım bilmiyorum ama yoğun bakıma gönderilmem değil, bloke edildiğimde “hayvan, allah belanı versin” dememde kaldı üzümlü kek. ölmek üzere olan birine, bir tekme atıp, hiçbir şey söylememesini bekliyordu sanırım.

bu da geçti. sonra annesinin, insanlara yardım eden bir çalışmasına denk geldim. başkası yapsa inanmazdım ama onun annesi olduğu için, bana yardım edebileceğini düşünmüştüm. annesinin sayfasından da bloke etti beni. hayatta yaşadığım en büyük acılardan biriydi. bu sefer sadece kalbim değil, onurum da kırıldı.

bunları da unuttum. her şeyi geride bıraktım onu sevdiğimden. ama o bırakmadı. her gün bir şeyler buldu kavga etmek için. birgün, hayallerimizden bahsetti, ikinci gün hayallerimizin hiçbiri olmayacak artık, dedi. istediği zaman gidip, istediği zaman geldi.

son zamanlarda çok kızgın ve histerikti. her dediğini eksiksiz yerine getirmeme rağmen, korkumdan ne yapacağımı bilemeyecek bir hale gelmiştim. öyle bir noktaya geldim ki, artık intihar etmeyi, sırf ondan kurtulabilmek için düşünmeye başladım. hayatta acı çekiyorken, rüyalarımızda da mutsuzduk artık. hem de noel zamanı.

bu gece, ona artık yapamayacağımı söyledim. ne olur git, bir daha rüyalarıma girme artık, dedim. hani üzümlü kekindim, dedi. hoşçakal üzümlü kekim, dedim.

“hoşçakal üzümlü kekim”

2 yıl, gece gündüz uğraştım. onun kıskandığı gibi bir hayatım hiç olmadı. ne eşime gereken zamanı ayırabildim ne de becca’ya gereken değeri verebildim. becca’nın oğlu lazarus, oyuncak ayı boyutlarını kaybetti, ben kucağıma istediğim kadar alamadan. sağlığımı bir türlü düzeltemedim bu yukarıda yazdığım acıları yaşarken. hep epileptik nöbet geçirdim, daha kötü oldum.

bundan sonra sevmiyorum diye bir şey yok. biz her şeyden önce arkadaştık, her şeyden sonra, yine arkadaş olacağız bu yüzden ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık. sonsuza kadar kapatıyorum bazı kapıları. bir daha ne ona, ne de başkasına böyle şeyler hissetmek istiyorum.

yapmak istediğim şeyler var. özellikle kendimi çok özledim. kendim için yapmak istediğim şeyler var. 40 yaşına doğru gidiyorum. 40 yaşından sonra ya ölmem ya da saklanmam gerekecek. sadece 3 yılım kaldı bir şeyleri yaşayıp, paylaşabilecek.

artık kendimi yaşamak istiyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.