yaşasın!

yine tüm gün oyuncaklarımla oynadım. onlarla meşgul oldum. fonda da, disney kanallarındaki noel müzikalleri vardı. tüm ağacımı söküp, yeniden kurdum çünkü ışıklar çok kötü olmuştu. sevmediğim ışıkları, bahçedeki çalıya kurmak için dışarı çıkardım. sadece birkaç ekstra ışık daha almam gerekti. hala bitmedi. en tepesindeki sarıların içine biraz daha multicolor eklenecek ama oldu bu sefer bence.

en büyük sıkıntı, bu yıl ağacın çok büyük olması. ayılar az görünüyor ama sarı kırmızı toplar ekleyince dolmuş olacak.

sevmediğim ışıkları da bahçedeki çalıya doladım. eşimin babası yardım etti. nasıl görüneceğini karanlık söyleyecek. eğer güzel olursa, yaza kadar sökmem bunları. çünkü nasıl sökülür gerçekten bilmiyoruz. her yere doladık ama nasıl geri çıkar bir fikrimiz yok.

bu da kurdelalarımız. sarı kırmızı. galatasaray gibi. bir ara becca geldi, galatasaray maçı izleyip izlemediğimi merak ediyormuş. izlemiyordum, güldüm becca’ya, ne galatasaray maçı, sayende frankenmuth’u akşam göremedim, daha 6.30’u 1 dakika geçe bile yatamıyorum, üzümlü kek çok fena kızıyor rüyalarımda, dedim. acı çektiğini görmek istiyorum, daha çok acı çek lütfen, diyor. çekiyorum zaten hadi git, işimiz gücümüz var diye kovuyorum.

galatasaray maçı izlemeyeyim diye türlü türlü cezalar yağdırmıştı bana. bir yere mi kapatmadı, kanada’da kimsenin yaşamadığı bir yere mi yollamadı, neler neler yaptı. biraz bilinçaltım olduğunu düşünüyor ama ben bilinçaltı rüyalarının ne olduğunu çok iyi biliyorum. bunlar düpedüz bana gönderttiği mektupta yazdıklarımız. bunlar hep üzümlü kek. zaten o mektup ulaştıktan sonra başladı bu orderlar.

aynaya baktığımda yüzüm gülüyor bugün. iyileşen sanki senin yüzün değil, benim yüzüm. o kadar mutluyum bugün, aynada o kadar iyi görünüyorum.

çocuk kalpli

bugün sevincimden ne yapacağımı bilemeyecek bir halde uğraşıyordum tüm bunlarla. üzümlü kekimin gülen, iyileşmiş fotoğrafını gördüğümden beri, 5 dakika önce aşık olmuş gibiyim. o kadar mutluyum ki, aynada bir ara kendime gülümsüyordum. benim için farketmeyecekti, ben yaralı halini de severdim ama o sevmezdi, üzülürdü ve rüyalarımda buna üzülüyordu da. yaralandığı fotoğraf elime geçtiğinde, benim de ruhum yaralanmıştı. isyan da ediyordum biraz, herkesin üzümlü keki mutlu, gülüyor, sağlıklı, benimkine neden böyle bir şey oldu diye gizli gizli sitem ediyordum.

iyileşti şimdi. o da iyileşti. benim de ruhum iyileşti.

üzümlü kekim gülüyor.

yaşasın!

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.